Fatih Sultan Mehmed'in ardından Osmanlı tahtına çıkan II. Bayezid, yaklaşık 31 yıl süren hükümdarlığı boyunca babasının bıraktığı büyük imparatorluğu korumaya ve devletin iç düzenini sağlamlaştırmaya çalıştı.
Ancak onun saltanatının son yıllarında Osmanlı Devleti'nin en büyük problemi artık dışarıdaki düşmanlardan biri değil, hanedanın kendi içindeki taht mücadelesiydi.
Şehzadeler Ahmed, Korkut ve Selim arasında başlayan mücadele, Osmanlı'nın geleceğini belirleyecekti.
Sonunda bu mücadeleden Şehzade Selim galip çıkacak ve Osmanlı tarihinde yeni bir dönem başlayacaktı. Bugün onu Yavuz Sultan Selim adıyla biliyoruz. Fakat Yavuz'un tahta çıkışı hiç de kolay olmadı.
II. Bayezid'in Uzun Saltanatı
II. Bayezid 1481'de tahta çıktığında Osmanlı Devleti, Fatih Sultan Mehmed'in genişleme döneminden çıkmıştı. Bayezid daha çok devletin mevcut yapısını korumaya, düzeni sağlamlaştırmaya ve savaşların yanında diplomasiye ağırlık vermeye çalıştı.
Ancak uzun süren saltanatının son dönemlerinde devlet ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı.
1492 ve 1502 yıllarında büyük veba salgınları yaşandı. Altı yıl süren kıtlık halkı zor durumda bıraktı.
1509'da ise İstanbul ve çevresini büyük bir deprem vurdu. 45 gün süren sarsıntılar nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetti ve şehirde büyük yıkım meydana geldi. Bu deprem tarihe "Küçük Kıyamet" adıyla geçti.
Fakat asıl büyük kriz henüz gelmemişti.
Taht İçin Üç Şehzade
II. Bayezid'in oğulları arasında zamanla üç isim öne çıktı: Ahmed, Korkut ve Selim.
Her biri farklı bölgelerde sancak beyliği yapıyor, kendi çevresini oluşturuyor ve devlet yönetimini öğreniyordu. Padişahın ilerleyen yaşı ve sağlık sorunları ise taht meselesini giderek daha önemli hâle getiriyordu.
Bayezid'in büyük oğlu Ahmed'i diğerlerinden daha fazla desteklediği görülüyordu. Bu durum özellikle Selim'in tepkisini çekti.
Selim ise askerî yetenekleri, sert karakteri ve doğudaki gelişmelere karşı gösterdiği hassasiyetle dikkat çekiyordu.
Anadolu'da Yeni Bir Tehlike: Şahkulu İsyanı
Tam bu sırada Anadolu'da büyük bir isyan çıktı.
Şahkulu Baba Tekeli İsyanı, 1511 yılında Osmanlı Devleti'ni ciddi şekilde sarstı. Şahkulu'nun hareketi yalnızca bir eşkıyalık olayı değildi. Safevî Şahı İsmail'in Anadolu'daki etkisiyle de bağlantılı olan bu gelişme, Osmanlı'nın doğu bölgelerindeki siyasi ve mezhebî dengeleri doğrudan etkiledi.
Şahkulu kuvvetleri Osmanlı birliklerini yenerek Bursa çevresine kadar ilerledi. Bu gelişmeler devlet merkezinde büyük endişeye yol açtı.
İsyanın bastırılmasında Şehzade Ahmed'in başarısız olması ise Selim'in siyasi konumunu güçlendirdi. Çünkü artık mesele sadece "hangi şehzade daha uygun?" sorusu değildi. Devletin güvenliği de taht mücadelesinin bir parçası hâline gelmişti.
Selim Babasına Karşı
Selim, babasının Ahmed'i desteklemesinden giderek daha fazla rahatsız oluyordu. 1510'da Kefe'ye gitti. Daha sonra İstanbul'a yaklaşmaya çalıştı.
1511 yılında yanında yaklaşık 3000 kişiyle Edirne yönüne ilerledi. II. Bayezid onunla karşı karşıya geldi. İki taraf arasında Çorlu yakınlarında mücadele yaşandı.
Selim yenildi ve Kefe'ye geri dönmek zorunda kaldı. Fakat Selim'in kaybettiği savaş, siyasi mücadelenin sonu olmadı. Tam tersine İstanbul'daki gelişmeler onun lehine dönmeye başladı.
Yeniçeriler Selim'i Destekliyor
Şehzade Ahmed'in İstanbul'a çağrılması yeniçerilerin büyük tepkisine neden oldu. Yeniçeriler Ahmed'i istemediklerini açıkça ortaya koyarak Selim'i desteklediler.
Bu noktadan sonra Osmanlı siyasetinde önemli bir güç dengesi oluştu:
II. Bayezid'in tercih ettiği Ahmed karşısında, Yeniçerilerin desteklediği Selim.
Ahmed İstanbul'a kadar geldi ancak şehre giremedi. Bu gelişme Selim'in önünü açtı.
II. Bayezid Tahtı Bırakıyor
1512 yılında Selim İstanbul'a geldi. Artık siyasi dengeler tamamen değişmişti.
II. Bayezid, oğulları arasındaki mücadeleyi sona erdirmek ve devletin daha fazla karışmasını önlemek istiyordu. Ancak yeniçerilerin baskısı giderek arttı.
Sonunda II. Bayezid, 24 Nisan 1512'de oğlu Selim lehine tahttan çekildi. Böylece Osmanlı tahtına dokuzuncu padişah olarak I. Selim, yani daha sonra tarihe geçecek adıyla Yavuz Sultan Selim çıktı.
Baba ve Oğul
Burada tarihin dikkat çekici bir sahnesi ortaya çıkıyor. II. Bayezid tahtını oğluna bıraktı. Selim ise babasının elini öptü.
Ancak baba ile oğul arasındaki bu siyasi mücadele, Osmanlı tarihinin en önemli taht değişimlerinden birini ortaya çıkarmıştı.
II. Bayezid İstanbul'dan ayrılarak Dimetoka'ya gitmek üzere yola çıktı. Fakat Çorlu yakınlarında hastalandı ve 21 Mayıs 1512'de hayatını kaybetti.
Babası ile ilgili zehirlenme iddiaları ise tarihî kaynaklarda tartışmalı rivayetler olarak yer alır. Bu nedenle "Yavuz babasını zehirletti" şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru değildir. Bu iddia güvenilir biçimde kanıtlanmış değildir.
Yavuz'un Önündeki Büyük Problem
Selim artık padişahtı. Fakat tahtın üzerindeki tehlike henüz bitmemişti. Çünkü kardeşleri hâlâ hayattaydı.
Özellikle Şehzade Ahmed, Anadolu'da önemli bir güce sahipti. Korkut da Manisa'da bulunuyordu.
Yavuz açısından mesele artık sadece kardeşlerinin kendisi değildi. Osmanlı tahtında yeni bir iç savaş ihtimali vardı.
Selim, iktidarını sağlamlaştırmak için kardeşlerinin oluşturabileceği siyasi tehdidi ortadan kaldırmaya yöneldi. Şehzade Korkut 1513 yılında öldürüldü. Şehzade Ahmed ile mücadele ise daha uzun sürdü. Sonunda Ahmed de Yavuz'a karşı verdiği mücadeleyi kaybetti ve 1513'te öldürüldü.
Böylece Yavuz'un taht üzerindeki hâkimiyeti kesinleşti.
Fakat Asıl Büyük Mücadele Şimdi Başlıyordu
Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkması yalnızca bir hanedan değişikliği değildi. Osmanlı'nın dış politikasının yönü de değişecekti.
Fatih Sultan Mehmed döneminde İstanbul'un fethi ve Avrupa siyaseti öne çıkmıştı. II. Bayezid döneminde devlet daha çok istikrar ve denge arayışına girmişti. Yavuz döneminde ise Osmanlı'nın dikkatinin önemli bir bölümü Doğu'ya çevrilecekti.
Çünkü artık karşıda çok güçlü bir rakip vardı: Safevî Devleti ve Şah İsmail.
Şah İsmail'in Anadolu'daki Kızılbaş hareketleriyle ilişkisi Osmanlı yönetimini ciddi biçimde endişelendiriyordu. 1512'de Şah İsmail adına Anadolu'da faaliyet gösteren Nûr Ali Halife'nin kuvvetleri Tokat yakınlarında Osmanlı birliklerini yenmişti.
Bu gelişmeler Osmanlı-Safevî rekabetini daha da sertleştirdi.
Yavuz'un Önünde Yeni Bir Dünya
Yavuz Sultan Selim'in iktidara geldiği günlerde Osmanlı Devleti artık yalnızca Avrupa'da genişleyen bir devlet değildi.
Doğuda Safevîler, güneyde Memlükler, batıda Avrupa devletleri, kuzeyde ise Karadeniz ve Balkanlar... Osmanlı'nın önünde birbirinden farklı birçok siyasi güç bulunuyordu.
Yavuz ise kısa sürede bu dengeleri değiştirecekti. Önce doğudaki Safevî tehdidiyle karşılaşacak, ardından Memlük Devleti ile büyük bir mücadeleye girecekti. Ve bu savaşlar Osmanlı tarihinin yönünü değiştirecekti.
Sonuç
Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra başlayan hikâye, Cem Sultan'ın Avrupa'daki esaretiyle devam etmişti. Şimdi ise yeni bir dönem başlamıştı.
II. Bayezid'in uzun saltanatı sona ermişti. Yavuz Sultan Selim tahta çıkmıştı.
Osmanlı'nın önündeki mesele artık yalnızca Avrupa değildi. Doğu'da yeni bir güç yükseliyordu: Şah İsmail ve Safevîler...
Ve Yavuz'un tarihe geçecek en büyük seferlerinden birinin yolu artık açılmıştı.
Çaldıran'a giden yol...
Bir sonraki yazımızda: "Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail: Çaldıran Savaşı'na Giden Yol" başlığıyla, iki hükümdarı karşı karşıya getiren siyasi, askerî ve mezhebî süreci inceleyeceğiz.
Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "II. Bayezid": II. Bayezid'in saltanatı, şehzadeler arasındaki mücadele, Şahkulu İsyanı ve Selim'in tahta çıkışı. İncele
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Selim I": Selim'in şehzadelik dönemi, 1511-1512 gelişmeleri ve tahta çıkışı. İncele
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Şehzade Korkut": Korkut'un hayatı ve Yavuz dönemindeki gelişmeler. İncele
- TDV İslâm Ansiklopedisi — "Şah İsmail": Safevîler, Şah İsmail ve Anadolu'daki gelişmeler. İncele
