Ondan korkuyordu ama Shakespeareci oyuncuyu kısa sürede rahatlattı; ardından Star Trek'e derinlik kazandırmasını izledi ve hatta sahnelerin onun için yeniden yazılmasında ısrarcı oldu. Kaptan Picard'ın sağ kolu, muhteşem dostunu selamlıyor. Kraliyet Shakespeare Tiyatrosu'nda onunla çalışmış olan arkadaşlarım beni Patrick konusunda uyarmıştı.
Şöyle demişlerdi: "Marina, Patrick Stewart'ın yanındalken kendin olamazsın. O tamamen işle ilgilidir. İşi çok ciddiye alır ve ortalığı neşeyle doldurmaya, insanların gülmesine sebep olmana katlanamaz." Star Trek: The Next Generation için birlikte seçmelerde yer almıştık ve duyduklarım yüzünden biraz korkmuş, biraz çekinmiştim. Dürüst olalım; Patrick iş konusunda çok ciddiyidi.
Fakat geri kalanımız bunu onun içinden söküp atmak için ortak bir çaba gösterdik. Biz daha genç bir jenerasyondan gelsek ve jenerasyonunun tipik bir özelliği olan, ketum ve üstelik Yorkshirelı bu İngiliz'i sarsmak istedik. Bilirsiniz işte, tam olarak duygularını göstermesiyle tanınmayan türden biri.
Patrick başlarda bize burada eğlenmeye gelmediğimizi söylemişti ve o an yediği bakışları görmeliydiniz. Ben bir Londra banliyösü sakiniyim: Tottenham Hotspur dövmem var ve hepimiz ona aynı şekilde baktık.



