Bir yapay zekâ ajanına hiçbir görev vermeyip onu kendi hâline bırakırsak ne olur? Ne olacak, öylece boş boş durur herhâlde. MIT araştırmacıları da tam olarak bunu merak etmiş olacak ki gelişmiş bir yapay zekâ ajanına dijital bir beden giydirip onu sanal bir adaya bıraktılar.
Ne yapması gerektiğini söylemeden, önüne bir hedef koymadan ve herhangi bir ödül de vadetmeden… Ajanımızın adı Eko. Tam 30 saat boyunca o adada yapayalnız, kendi merakıyla baş başa kaldı.
Başında ona iş buyuran kimse yoktu; yetiştirmesi gereken bir iş de. Fakat Eko, oturup bir komut gelmesini beklemedi. Neler neler yapmadı ki?
Kendine iş çıkarmakta hiç zorlanmadı Eko’nun adayı görebildiği bir kamerası yoktu. Çevresinde ne olup bittiğini yalnızca metin tabanlı komutlarla algılıyordu. Buna rağmen dağlara tırmandı, kuleler kurdu, yere geometrik desenler çizdi.
Basketbol ve bowling gibi spor oyunları tasarladı. Sonra kendine bir hedef koydu: adadaki 11 tepenin her birine birer blok yerleştirip hepsini taçlandırmak. Adını da “Grand Slam” koydu.
Sporda bütün büyük yarışmaları kazanmayı anlatan bu ifade, Eko’nun tek bir tepeyi bile atlamama hevesine pek uygun. Okyanusa düşen eşyası için anıt dikmeye kadar vardı iş. Ki


