You Can See Everything ile Holmes; Lance Armstrong, Imelda Marcos ve Anthony Weiner gibi hayatlarının belgeselleştirilmesine izin veren yüksek profilli diğer isimlere katılıyor. Ancak bu kişiler durumdan hiç karlı çıkıyor mu? You Can See Everything'de hükümlü dolandırıcı Elizabeth Holmes, film yapımcıları Nathan Fielder ve Lance Oppenheim'ı "radikal şeffaflık" olduğu iddia edilen bir hamleyle evine davet ediyor.
Holmes, Theranos yatırımcılarını dolandırmaktan aldığı hapis cezasına başlamadan önceki haftalarda sevgilisi Billy Evans ve iki küçük çocuğuyla birlikte kameraya kaydediliyor. Evans, "İnsanların onun kim olduğunu görmesinin en iyi yolu, günlük hayatımıza mümkün olduğunca fazla erişim sağlamaktır" diyor.
Bu aynı zamanda çiftin çekimler sırasında üzerinde çalıştığı "Theranos 2.0"ı pazarlamanın en iyi yolu da olabilir. Ancak belgesel, Holmes'un gerçek benliğini mi yoksa yapay bir kişiliği mi sergilediğini sorguluyor. Fielder, gergin bir diyalogda Holmes'a kendisiyle "gerçek olup olmadığını" sorduğunda izleyicinin tercümanı oluyor. Holmes, "Ben her zaman gerçeğim" diyor.
Bu otantiklik sorunu, belgesel yapımcılığının merkezinde yer alıyor. You Can See Everything, film yapımcısı ile öznesi arasındaki belirsiz ilişkiyi ele alıyor.

