ABD'nin Ortadoğu stratejisi 3 hedef üzerine kurulu. Kalıcı askerî varlığını küçültmek, güvenlik yükünü bölgesel ortaklarına devretmek ve kaynaklarını Çin ile rekabete ayırmak. İran ile savaş ise bu hesabın sanıldığı kadar kolay işlemediğini gösterdi.
Daha önce yazılı ve görsel medyada dile getirdiğim gibi, Vaşington bölgeden iki şeyi aynı anda bekliyor. Kontrol kendisinde kalacak, güvenliğin maliyetini ise başkaları üstlenecek. Bu niyet sahada bambaşka sonuçlar üretmeye aday.
Geri çekilmenin somut işaretleri ortada. ABD, IŞİD karşıtı görevin Irak ayağını eylül sonunda tamamladı ve görev gücü karargâhını Ürdün'e taşıdı. Suriye'deki Tanf üssü şubatta boşaltıldı.
Körfez'deki üsler İran'ın füze ve İHA saldırılarına açık hâle gelince Pentagon üslenme modelini yeniden düşünmeye başladı. Donanmanın, 5. Filo'ya ev sahipliği yapan Bahreyn'e yakın zamanda dönmesi beklenmiyor.
Yeni model daha az sabit üs, daha fazla deniz ve hava gücü ile hızlı takviye kabiliyetine dayanıyor. Peki boşalan alanı kim dolduracak? Vaşington'un cevabı belli: bölgesel ortaklar.
Yemen bu modelin ilk sınavı. Suudi Arabistan destekli Yemen güçleri Husilerle çatışırken hava harekâtının büyük kısmını Riyad yürütüyor. AB


