Bir önceki yazımızda, Kandinsky’nin, görünür nesnenin egemenliğinden kurtulmak için soyutlamaya yöneldiğini, İslamî nazarın ise görünür nesnenin egemenliğini sorgularken zorunlu olarak soyutlamayı teklif etmediğini belirtmiştik. Çünkü İslâm esasında mesele, nesneyi görünür dünyadan uzaklaştırmak değil, görüneni hakikatin tamamı saymayan bir nazar geliştirmektir. Öte yandan Kandinsky’nin sanatçısı, nesnenin dış görünüşünden özgürleşerek ruhsal / içsel bir sanat dili arar.
Bizim nazar anlayışımız




